13-24 Aylık Bebeklerde Beslenme

13-24 Ay Bebeklerde Beslenme, Anne sütü ve Ek Gıdalar

Yaşamın her döneminde sağlıklı beslenme önem taşımaktadır. Çocuklar için beslenme anne karnından başlayarak ergenliğin sonuna kadar devam etmektedir. Gebelik ve doğumdan sonraki süreçte sağlıklı beslenme çocuk üzerinde önemli bir yere sahiptir.

Doğumdan sonra yeterli ve dengeli beslenen çocuklar sağlıklı olarak büyür ve gelişirler. Buda çocuğun; zihinsel potansiyelinin genişlemesine, boy ve ağırlığının normal gelişiminde devam etmesine ve daha az hasta olmasına yada hastalığa yakalanınca çabuk iyileşmesine yardımcı olur.

12.aydan sonra hareket yetenekleri giderek artan çocukların beslenmeleri, besleyiciliği yüksek yiyeceklerden oluşmalıdır. Özellikle altıncı aydan itibaren sadece anne sütü verilmesi, enerji ve besin ögeleri gereksinmelerini tek başına karşıla­yamamaktadır. Altıncı aydan sonra başlanan geçiş besinleri, bebeğin anne sütü ile bes­lenmesinden aile yemeklerine geçişte köprü görevi görür. Tamamlayıcı beslenmenin uy­gulanması gereken dönem 6 aydan sonradır. Altıncı ayda başlanan geçiş besinleri süt çocuğunun değişik tat, lezzet, kıvamda besinlere alışmasını sağlarken, aynı zamanda yeme işlevi ile ilgili sinirlerin gelişimine yardımcı olur. Bebeklerin katı besinlerle beslenme yetenek­leri sindirim ve boşaltım sistemlerinin olgunlaşması ile ilişkilidir. Altıncı aydan itibaren bebekler daha güçlü besinleri sin­direbilecek mide-barsak gelişimi­ne ulaşmış olurlar. Bu sebeple verilecek olan besinlerde çocuğun sindirim sistemine uygun olmalıdır.

Yaşamın ilk iki yılında hızlı büyüme ve gelişmeden dolayı, süt çocuğunun kilogramı başı­na düşen enerji gereksinmesi çok yüksektir. Günde 500 mL anne sütü alan süt çocuklarda, anne sütü 6 aydan sonra gün­lük enerjinin %31’ini, proteininin %38’ini, A vitamininin %45’ini ve C vitami­ninin %95’ini karşılamaktadır.

Enerji; Anne sütü ile beslenen bebeklerin enerji alımları 6-8 aylık be­bekler için 413 kkal, 9-11 aylık bebekler için 379 kkal ve 12-23 aylık bebekler için 346 kkal/gün düzeyindedir. Ancak enerji gereksinme­leri 6-8 aylık bebekler için 682 kkal/gün, 9-11 aylık bebekler için 830 kkal/gün ve 12-23 aylık bebekler için 1092 kkal/gün olarak belirlen­miştir. Böylece bu yaş grubu bebekler için besinlerden alınması gereken enerji miktarları sırasıyla 275 kkal/gün, 450 kkal/gün ve 750 kkal/gün’dür.

Çocukların beslenmelerinde bitkisel ve hayvansal kaynaklı besin ürünlerini yeterli ve dengeli olarak tüketmeleri sağlanmalıdır.  Tahıllar, kök bitkiler, sebze ve meyveler, baklagiller bitkisel kaynaklı besinleri oluştururken; et, karaciğer, balık, deniz ürünleri, yumurta, süt ve süt ürünleri başlıca hayvansal kaynaklı besinleri oluştu­rur. Bunlar;

Et, iyi ve kaliteli protein kaynağıdır. B6 ve B12 vitaminlerini içerir. Etin yağ oranı enerji değerini arttırırken, besin değerini düşürür. Tavuk, kaz, hindi gibi hayvanların etleri besin değeri bakımından ete benzerler. Etin lifli yapısı, bebekler tarafından tüketilmesini güçleştirdiğinden diğer be­sinlerin (sebze püreleri v.s) içinde, kıyılmış ya da küçük parçalara ayrılmış şekilde kullanılmalıdır.

Balık, yüksek proteine sahiptir. Kalp ve damar sisteminin her yaşta iyi bir koruyucusudur. A, K ve B grubu vitaminleri, fosfor ve çinko kay­nağıdır. Kılçık kısımları ile yenilebilen balıklar kalsiyum bakımından zengindir. Somon, tuna, sardalya, uskumru, ringa balığı gibi yağlı balıklar yüksek oranda omega-3 çoklu doymamış yağ asitleri içerir ve bu yağ asitleri nöro­motor gelişim için önemlidir. Tuzlu su balıkları iyi bir iyot kaynağıdır.

Yumurta, madensel maddeler ve vitamin bakımından zengin, besin değeri ve protein kalitesi oldukça yüksektir. Sarısında bol miktarda A-B vitamini vardır. Yumurtanın proteinleri ısı etkisi ile katılaşır. Yumur­tanın akı 60 C’de, sarısı ise 70 C’de katılaşır. Normal katılaşmış fakat fazla pişirilmemiş yumurtanın sindirimi kolaylaşır.

Kurubaklagiller; Kuru fasulye, nohut, mercimek, barbunya, soya fasulyesi vb. çoğu toplumlarda tüketi­len ana besinlerdendir. Protein kalitesi düşük olmakla demir, çinko, kalsiyum ve magnezyum bakımından zengindir. Aynı zamanda B12 vitamini dışındaki B grubu vitaminleri ve E vitaminini içermektedir. Etin temin edilemediği durumlarda protein kaynağı olarak kullanılır. Protein oranını yükseltmek için tahıllarla birlikte kullanılması önerilmektedir.

Yoğurt, besin değeri sütten farksızdır. Yoğurtta asit miktarı fazla olduğundan mikroorganizmalar üreyemez. Doğal yoğurt, ekşimiş süt olarak vücuda önemli besin maddelerini sağlar. Kaliteli protein, kalsiyum, A vitamini için önemli bakteriler içerir. Yoğurt çocuklar için iyi bir besin kaynağıdır. Çünkü ekşimiş süt ürünlerinin hazmı çocuklar için kolaydır.

Peynir, besin değeri yüksek önemli bir kalsiyum kaynağıdır. Peynir çocuklar için sağlıklı bir besin kaynağı olmasına karşın sağlıklı koşullarda üretilmemişse bazı mikropları barındırabilir. Çocuklar için sert ve pastörize peynirler tercih edilmelidir.

Tahıllar, Tüm toplumlarda ana besin öğesidir. Buğday, arpa, pirinç, çavdar, yulaf ve mısır başlıcalarıdır. Büyük oranda karbonhidrat (% 65-70) içerirler. Karbonhidrat içeriğinin büyük kısmı ni­şastadan oluşur ve iyi bir enerji kaynağıdır. Tahıllar içerisinde kalitesi en yüksek olan pirinç, en düşük olanı mısır proteinidir. Bu nedenle bebek beslenmesinde tahıl kaynağı olarak hem protein kalitesinin yüksek hem de sindiriminin kolay olmasından dolayı pirinç kullanılması önerilmektedir. Tahıllar A ve C vita­minleri yönünden fakirdir. B12 dışındaki B grubu vi­taminlerinden zengindir. Nişasta içerisinde vitaminler, mineraller ve pro­tein bulunmadığı saf karbonhidrat kaynağı olduğu için bebek beslenmesinde kullanılması önerilmez.

Kabuk ve öz kısmı ayrılmamış tahıllardan yapılan yiyecekler, vitaminler, mineraller ve diyet posası yönünden zengindir. Lif içeriği yüksek olan besinlerin tüketimi bağırsak hareketlerinin yüksek olmasını sağlar.

Sebze ve Meyveler, Meyve ve sebzeler, çok sayıda vitamin, mineral, antioksidan ve lif içerir. Önemli bir C vitamini kaynağıdır ve bu özelliği nedeniyle, tahıllar ve baklagiller gibi bitkisel kaynaklı besinlerle birlikte ve­rildiğinde HEM olmayan demirinin emilimini artırır.

Sebze ve meyveler B grubu vitaminleri açısından da zengindir. Koyu yeşil yapraklı sebzeler; A vitamini, magnezyum, potasyumdan, turuncu renkli sebze ve meyveler ise A vitamini yönünden zengindir.

Kuru meyvelerde, mineral yönünden zengin ve bol miktarda demir bulunur. Özellikle kuru kayısı hem demir hem de A vitamini için iyi bir kaynaktır.

Patates, Patates de temel besinlerdendir. Nişastadan zengin olması dolayısıyla enerji sağlar. Proteinden fakirdir. Önemli oranda C vitamini ve tiamin içermektedir.

Meyve Suyu, Taze sıkılmış meyve suları iyi bir C vitamini kaynağıdır. Bitki kaynaklı besinlerdeki HEM olmayan demirin emilimini artırır. Ancak fazla miktarda tüketilmesi anne sütünün yerini almasına ve besin değe­ri yüksek diğer besinlere karşı iştahsızlığa neden olabilmektedir. Bu nedenle, meyve suyunun günde 250 ml’den daha fazla tüketilmesi önerilmemektedir. Bebeklerde ilk başlanacak meyve suyu kış mevsimi için elma, yaz mevsi­mi için ise şeftali suyudur. Turunçgillerin suyu bebekte gaza neden olabi­leceği düşüncesiyle 6-9. aylardan sonra verilmelidir.

Pekmez, Karbonhidrat (glukoz ve fruktoz), demir, potasyum ve kalsiyumdan zengindir.

BEBEKLERDE BESİN ALERJİSİ

Bebekler ya da çocuklar çeşitli besinlere alerjik tepki gösterebilirler. Her hangi bir besin alerjiye yol açabilir. Fakat bazı besinler diğerlerine göre daha yaygın olarak alerjiye yol açabilir. Bu besinlerin tüm besinler içindeki alerjiye yol açma oranı %90’ dır. Bunlar; yumurta, inek sütü, fıstık ezmesi, buğday, soya, ağaç yemişleri (ceviz), balık ( ton balığı, alabalık) ve kabuklu deniz ürünleri ( ıstakoz, karides, yengeç ) olabilir.

Besin alerjisi olan veya riski yüksek olan bebeklerde ise katı gıdalara 6. ay, peynire 1 yaş, yumurtaya 2 yaş ve balığa 3 yaşına kadar başlanmamalıdır.

İnek sütü;  özellikle çocuklarda en önemli ve en yaygın alerjik besin tü­rüdür. İnek sütü içindeki proteine karşı vücutta gelişen tepkilere  “inek sütü proteini alerjisi” adı verilir. İnek sütünün içeriğinde protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineraller vardır. İnek sütü yapı olarak anne sütünden farklıdır. İnek sütünde ağırlıklı olarak kazein bulunur.  Whey proteinlerinden de alfa ve bata laktalbumin içerir. İnek sütü proteini alerjisinden sıklıkla beta laktalbumin sorumludur.

İnek sütü alerjisinde ailesel geçmişin önemli rolü vardır. Bu çocuk­larda diğer bireylere göre %60 oranında inek sütüne karşı duyarlılık göz­lenebilir. Genellikle iki yaşından sonra alerji geriler ve belirtiler kaybolur.  İnek sütü proteini alerjisi vakalarının yüzde 80’i üç yaşına kadar geçer.

Sağlıklı olan bir bebekte inek sütü verilmeye başlandıktan sonra ishal ve kusma gözlenirse, bazen dışkısında kan varsa ve çocukta sancılanma­ya bağlı huzursuzluk ve ağlama varsa inek sütü alerjisi akla gelmelidir. Söz konusu belirtiler sadece inek sütü proteini alerjisi durumunda görülmez. Bunun dışında da pek çok nedenle ortaya çıkabileceği için mutlaka doktor tarafından değerlendirilmelidir. İlgili testler yapıldıktan sonra teşhis kesinleşir. İnek sütü proteini teşhisi konduğunda tedavisinde diyetten süt ve süt ürünleri ile bunları içeren besinlerin çıkarılması gerekmektedir. Anne-babalar her şeyin içeriğini okumalı ve sakıncalı içerikleri yedirmemelidirler. İnek sütü proteini alerjisi tanısı konmuş bebeğin 12-18 ay süreyle inek sütü alması yasaklanır. Bu sürenin sonunda inek sütü tekrar başlanabilir. Bu süre her bebek için farklı olabilir. Bu denemeler altı ayda bir tekrarlanabilir.

Yumurta;  inek sütüne benzer bir şe­kilde hem sıklıkla tüketildiği hem de birçok yiyeceğin içinde bulunduğu için yaygın bir besin alerjenidir. Yumurta beyazına karşı alerji sarısına oranla daha fazla gö­rülmektedir. Tanı yine hekim tarafından konur. Tedavisinde içeriğinde yumurta sarısı ve/veya beyazı olan besinler kullanılmaz.

Yumurta alerjisinde egzama veya kaşıntı deri ve göz lezyonları görülme sıklığı diğer besin alerjenlerine kıyasla daha fazladır. Özellikle bebeklerde egzamanın en önemli nedenidir. Yumurta alerjisi, yumurtanın kendisinin veya yumurta içeren yiyecekle­rin alınmasından sonra, dakikalar veya saatler içinde ortaya çıkan, yaygın kızarıklık, hırıltılı solunum, kusma ve ishal ile kendini belli eder.

Yumurta akının bir yaşından önce verilmemesi, başlandığında ise yavaş yavaş arttırılması gereklidir. Alerji belirtileri ortaya çıktığında yumurtaya en az altı ay ara verilmelidir.

Balık ve deniz ürünleri; Alerjiye sebebiyet veren balık ve deniz ürünü yendikten sonra deride kızarma, kaşıntı göz ve deride lezyonlar, sindirim siteminde; karın ağrısı, kusma, bulantı, ishal ve karında kramplar, solunum sisteminde; astım ve alerjik burun nezlesi, ve genel bir reaksiyon olarak gözlenebilir.

Balık alerjisi yıllar geçtikçe azalabilir ama bu durum yumurta veya süt alerjisi gibi kolaylıkla geçmez.

Fındık, fıstık ve diğer yağlı tohumlar; Bu grupta ciddi alerjik reaksiyonlar oluşabilir. Sık görülen belirtiler astım, dudaklarda ve yanak mukozasında kabarma,  bazen de egzamadır. Bu belirtilere sebep olan, yerfıstığı, badem, hindistancevizi, kestane, ceviz, şamfıstığı, fındıktır.

Tahıllar; Buğday ve mısır bu gruptaki diğer be­sinlere oranla daha sıklıkla görülen aler­jen tipleridir.

Buğday alerjisi olanların diyetinde bulundurmaması gereken be­sin ve besin öğeleri;

  • Kepek, ekmek kırıntısı, bulgur,
  • Kuskus, krakerler,
  • Durum buğdayı ve durum unu,
  • Glüten, makarna, erişte, malt, soya sosu,
  • Nişasta’dır

Meyveler; elma, armut, asitli meyveler, çilek, kavun-karpuz ve sert çekirdekli meyveler (kiraz, vişne, ka­yısı, şeftali) alerjiye neden olabilirler. Bu meyvelerden herhangi biri alerjik reaksiyo­na neden olabileceği için, belirlenmesi zordur.

Sebzeler ve kuru baklagiller; Kabak, ve domates gibi sebzeler çeşitli klinik belirtilere neden olabilirler. Çocuğun gözlemlenmesi gerekir.

Kuru baklagillerden özellikle bezelye, fasulye veya yerfıstığı ciddi alerjik reaksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle alerji testleri yapılırken dikkatli olunmalıdır.

Bal;  nadiren alerjiye neden olur ve reaksi­yonlar genelde deride kaşıntı, kızarıklık, şişlik­ler ve sindirim sisteminde bozukluk şeklinde gerçekleşir.

Çocuklara Dengeli Besleme Alışkanlığı Kazandırmada Yapılmaması Gereken Davranışlar;

  • Zorlama tehdit ve korkutma
  • Çocuğun her istediğini yapmak ve yedirmek
  • Eğlendirerek (şarkı söyleyerek, tv. Izlettirerek, peşinde koşarak ..)
  • Acele ettirmek yada oyalamak
  • Yarıştırma, kıskandırma, kıyaslama yapma
  • Pazarlık etme, yalvarma, ödüllendirme
00:00
00:00
Empty Playlist